thebodyshopThe Body Shop, hayvanlar üzerinde deney yapan markaları boykot eden bizleri en çok çelişkiye sokan markalardan. Bir yandan bu konuda hassas davranıp sonuna kadar prensiplerine bağlı olan bir marka iken bir yandan da hayvan deneylerinin başını çeken Loreal tarafından satın alınmış. Çoğu kişi bu yüzden The Body Shop’u tercih etmiyor, haklı olarak elbette. Ama Urban Decay’in -sonradan vazgeçtiği- Çin pazarına girme çabalarını takip edip, (Çin anakarada satılan kozmetik ürünlerinin hayvanlar üzerinde denenmesi yasalarla mecburi tutuluyor, ayrıntılar için buraya bakın) Mac gibi “tested on models, not animals” mottosunu benimsemiş markaların ikiyüzlülükle tüm prensiplerini çiğnediğini gördükçe “bir Body Shop gibi olamadınız” demeden edemedim. Eğer Çin’e girmesi gereken sözde cruelty free bir marka varsa o da en başta TBS olmalıydı değil mi? Neden adamlar “artık Loreal’e aidiz biz, ruhumuzu şeytana sattık” diye prensiplerini de değiştirmediler?

Açıkçası hayvanlar testlerine karşı düzenledikleri kampanyaları, her şeye rağmen ellerinden alınmayan Buav ve Peta sertifikaları ve en önemlisi Çin gibi gani gani para kaynayan bir pazara direnebilmelerini takdir ediyorum. Sadece hayvanlar açısından bakılmazsa, Afrika’daki yerel adil ticareti de destekliyorlar. Müşterileri için Loreal tarafından alınması mı daha ağır basıyor yoksa adamların bir şeyler yapmak için çabaları mı? Sizi bilemem ama benim için ikincisi.

TBS babamın şirketi değil. Yarın öbür gün bir haberini duyarız, Çin’de mağaza açtılar diye, üzerini çizeriz. Ama unutmamak gerekiyor ki cruelty free markaları sadece boykot ederek hayvanlar için yapacaklarınız çok sınırlı. TBS’yi destekleyerek de çok büyük farklılıklar yaratılacağını sanmıyorum ama bu markaları hassas yerlerinden vurmadığımız sürece pek bir şey değişmeyecek, evet. Boykot ediyorsanız, bunu onlara mutlaka söyleyin! Sessiz protesto hiçbir işe yaramayacak; ne büyük bir kitle kaybettiklerinin, ne kadar çok insanın bu deneylerden rahatsız olduğunun farkında olmaları gerekiyor. Özellikle sosyal medya sayesinde iletişimin bu kadar kolaylaştığı, kitle hareketlerinin önem kazandığı günümüzde bunu yapmak ekstra bir çaba ve aktivizm stratejileri gerektirmiyor.
Twit atın, mail yollayın, instagramda yorum bırakın, onları rahatsız edin. Daha da önemlisi etrafınızdaki insanlara da bunlardan bahsedin. İlk önce umursamıyorlar gibi görünseler de akıllarında yer edecektir. Bütün bunlar The Body Shop’un mağazasını ziyaret etmemekten çok daha etkili yöntemler. Elimden ne gelir diye düşünüyorsunuz belki ama aslında çok şey geliyor.

18
Yorum Bırakın

Yorum Bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Karadut
Ziyaretçi
Karadut

Bu yazıya ‘the body shop çekilişi’ sanıp gelecek bazı insanlar, ahanda şuracığa yazıyorum:D
Ben tbs ürünlerine düşkün değilim hatta pek sevmem.O yüzden üzerinde fazla düşünmüyorum ama benim için lorealin satın alması daha baskın, fikir yaratmak açısından.

cyborg
Ziyaretçi
cyborg

Ahahaha ben de diyorum benim cruelty free postlarım bu kadar görüntülenmezdi, istatistiklerde bir problem mi var. O değil de bir zamanlar takip ediyordum bu çekilişleri ama sonra cıvıtıp daha fazla takipçi için verilen rüşvete döndürdüler olayı. İnsanlar da iki lastik tokaya kanıyorlar. Yemin ederim bıktım. Ne kendi blogumda ne de başka bir yerde görmek istiyorum binbir şartlı şurtlu çekiliş…

TBS ürünleri çok da olmazsa olmaz değiller zaten:)

Ilknur
Ziyaretçi
Ilknur

Ben de Loreal’in satın alması ağır basan taraftayım:) Loreal o kadar tüylerimi diken diken eden bir marka ki hayvanlar üzerinde yaptıkları testler yüzünden, TBS’e karşı da buz gibiyim! Yalnız neyin altını kaldırsan bu Loreal çıkabiliyor. TBS’la birlikte ilk aklıma gelenler Vichy, La Roche Posay, Essie, Maybelline, Garnier, Kerastase, Shu Uemura, Kiehl’s, Bioterm, Lancome, Helena Rubinstein.. Ha şimdi bir de internet sitelerine baktım, Stella McCartney de varmış ki benim bildiğim o kadın ciddi bir vejetaryen ve hayvan hakları savunucusuydu. Kesinlikle kürk, deri falan kullanmıyordu ürünlerinde. Demek ki neymiş: Herkes paranın köpeği olmuş! :) Hepsine, ayrı ayrı “olm bi git” demek istiyorum!

cyborg
Ziyaretçi
cyborg

Loreal gerçekten marketler ve kozmetikçilerdeki tüm markaları satın almış sanki. Stella McCartney vejetaryen olsa da marka işin içine girince isimle pek bir ilgisi kalmıyor yalnız. O kendisi Loreal’e satıldığını bilmiyor bile olabilir.

Aynı şekilde Francois Nars da vegan ve marka olarak deney yapmıyor ama Shiseido’ya ait.

Ben alıyorum bu markalarda. Çünkü ciddi anlamda bir para gittiğini düşünmüyorum bu anne şirketlere. Özellikle TBS yukarıda dediğim gibi daha prensipli geliyor. Ama bakış açısı tabii ki:)

Bir de şöyle bir şey var ki para işin içine girip markalar büyüyünce mutlaka bir takım ruhunu satma olayları olacak. Önemli olan en beterlerini tercih etmemek. Bu bakımdan küçük markaları seviyorum ben. Keşke Türkiye’de daha kolay ulaşma imkanımız olsa:/

Ilknur
Ziyaretçi
Ilknur

Marka ve kurucularının bağlantılarının bu kadar kopabileceğini bilmiyordum gerçekten. Hele bir de markaya ismini vermişse, sanki bana hep o ilk kuruluş felsefesine göre hareket edilecekmiş gibi geliyordu açıkçası. Ne kadar saf bir düşünceymiş:)Hayvan testleriyle ilgili emin olabilmek için ciddi takip gerekiyor gerçekten bu durumda. Sadece son ürün değil, içinde kullanılan maddeler için de ayrı bir araştırma lazım. Bir de kozmetiklerle de sınırlı değil bu. Gıda ve temizlik ürünleri de var hayvanlar üzerinde test edilen.

cyborg
Ziyaretçi
cyborg

Tabii ona bakarsan artık Loreal de son ürünlerinde hayvan testi yapmadığını söylüyor (doğru bile olabilir yani). Bu yüzden sanki karakter kısıtlaması varmışçasına kısa ve tek yönlü açıklamalara kanmamak lazım dediğin gibi. Hatta bazıları içerik tedarik ettikleri firmaların deney yapıp yapmadığını bile bilmiyorlar… Bu yüzden en garantisi sertifikalı markaları kullanmak. Ya da küçük, yerel markaları işte. En azından cilt bakımı konusunda. Makyaja girince iş, seçenekler biraz daha azalıyor maalesef.

Gıda ve temizlik ürünleri lükse girmediği için bu kadar ses getirmiyor sanırım. Bir de bütçe olayı var. Ben kozmetiği ayda bir alabilirim ama gıdayı bu kadar kısıtlayamam. Kendim para kazanayım daha içime sinen bir şeyler yaparım diyorum yine de.

Ne yazık ki tahmin ettiğimizden daha fazla bu deney olayı:/ Çok haklısın…

ginger
Ziyaretçi
ginger

bir an şaşırdım.. cyborg çekiliş yapıyor olamaz dedim,değilmiş, sevindim (:

ben senin bu konudaki postlarını okuduktan sonra çevremdeki insanlara da kendimce bişeyler anlatmaya çalışıyorum.en azından vicdanım daha rahat (:

cyborg
Ziyaretçi
cyborg

Yok yahu o çekiliş olayının şu anki hali beni tiksindiriyor:D Ama hala tek şartı iletişim bilgilerini bırakmak olan çekilişlere denk geliyorum arada sırada. Hiçbiri kozmetik değil tabii.

Çoğu kişi bu deneylerden habersiz. İlk öğrendiklerinde en sevdiği markalardan vazgeçmek istemese de sonradan aklının bir köşesinde yer ediyor. Bu da önemli bir adım. Çok iyi yapıyorsun bence:)

HouseOfAnka
Ziyaretçi
HouseOfAnka

Çok doğru söylüyorsun insanlar seslerini yükseltmeli elbette bu çok önemli ama daha önemlisi de bilinçlenmek , o markanın satışları bir düşsün de görelim bakalım fark ediliyor mu edilmiyor mu ? Bu bilinçlenme noktasında ise en önemli yer alan mecralar medya , buna sosyal medya – bloglar da giriyor hatta günümüzde bir dergide yazan bakım tavsiyelerine hiç birimiz kulak asmazken 100 abonesi olan bir bloga daha çok güveniyor , daha çok samimi buluyoruz . İnsanların artık bazı konularda yüksek sesle konuşması lazım artık kimse kimseyi kandırmaya çalışmasın , bir önceki postunda aldığı MAC leri gösterip bir sonraki postunda ben cruelty free firmaları destekliyorum denmesin , çünkü sen o firmanın reklamını yaptığın o tüketimi desteklediğin sürece sokaktaki kedileri iki dk sevdiğinde bir HALT değişmiyor . O firmalardan alışveriş etmekten bile daha kötü bir şey onların reklamını yapmak . Elbette bu yorumum seni içermiyor , aksine herkes senin gibi bu konularda bu kadar… Daha Fazla Oku »

cyborg
Ziyaretçi
cyborg

Haklısın. Birkaç sözde cruelty free blog daha var bildiğim ve “bile bile” hala deney yapan markaların ürünlerini tanıtmaya devam ediyorlar. Yani yargılamak ya da ne yazacaklarına karar vermek bana düşmez tabii. Muhtemelen bu markalar olmazsa bloga ne yazıcam ben şimdi diye dertleniyor bile olabilirler. Önceliklerimizi bir gözden geçirmemiz lazım…

Yine de 1000lerce takipçisi olan bir sürü blog var. Sadece bir kere bahsetseler bu konudan, çok büyük bir adım olur. Hadi almaya devam edecekler diyelim. Ama en azından konuyu bilse bir daha deney yapan markaları almayacak ya da bu markalarla iletişime geçip tepki gösterecek insanlar da çıkacaktır okuyucularından. Bu bakımdan çok önemli.

Güzellik Gerçekleri
Ziyaretçi
Güzellik Gerçekleri

Bu konuda sana sonuna dek katılıyorum. Blogumda da bu konuya değinmiştim. Satın alma olaylarına. Maybelline, Vichy, Garnier, Helena Rubinstein, Lancome, Ralph Lauren, Giorgio Armani Parfums, Biotherm, Cacharel, Kerastase, La Roche Posay… Bu markaların hepsi Loreal’a ait, bu çok ilgniç bir durum. Loreal 2006 da The Body Shop’u da satın aldı. Nestlé, Loreal’in 2. büyük ortağı. Birde bizim bilmediğimiz başka ortaklıklarda var. Helena Rubinstein hakkında bir başka çarpıcı ayrıntılarda var. Bir alıntıda şöyle deniyor, “Bu kadın unutulması güç bir Yahudi idi.Gerçi İsrail’de yaşamıyordu ama yahudi ırkına, kültürüne toz kondurmazdı. Sadece kendi ırkı için yaşadı ve öldü. 90 yaşının üzerindeyken Avustralya’da bir gazeteci ile aralarında geçen konuşma şöyle: Bayan Rubinstein kadınları süslemek, güzelleştirmek için yetmiş yıldır yüzlerce kozmetik üretiyorsunuz. Dünya güzellik piyasası sizin elinizde. Bunca krem, allık, pudra, losyon ve müstahzarın sahibisiniz. Doğru söyleyin, bu yaşınıza kadar hangilerini kullandınız? Cevaba dikkat: Hiç birini.. Gazeteci şaşkınlık ve dehşet içindedir. Anlamadım efendim.. ”Hiç birini”… Daha Fazla Oku »

cyborg
Ziyaretçi
cyborg

Politika kısmına pek girmek istemiyorum çünkü kozmetik ve lüks denince işin içine kapitalizm gibi bir sistem de giriyor. Dünyanın şu gidişatının başlıca nedeni yani. İsrail’den çok daha büyük bir pencere aslında. Önce bu sistemi eleştirmek gerekiyor. İsrail aradan çıkınca dünya güllük gülistanlık olmayacak.

En güzel çözüm de her markette bulunan dev markalardansa küçük yerel markaları desteklemek. Hem hayvan deneyleriyle masum canlar da işkence görmemiş oluyor hem de dürüstlük seviyesi diğerlerine göre daha fazla. Ama bunu bir yere kadar yapabiliyoruz işte… Elimizdeki imkanlar doğrultusunda…

Güzellik Gerçekleri
Ziyaretçi
Güzellik Gerçekleri

Evet ama Kapitalizm de bir dünya politikasıdır. İstemesek dahi apolitik olamıyoruz. Hayvanları savunurken mesela bir politik duruş sergiliyorsun. Söz konusu kapitalizm ise şimdi herkes, hepimiz kapitalistiz. İsrail’e gelince, “İsrail aradan çıksın” demedim zaten. Söylemek istediğim; satılan şeylerin perde arkasındaki gerçekler. Tıpkı hayvan deneyleri gibi. Bence itiraf etmese de birçok firma bunu yapıyor. Yani insana zulm eden, hayvana zulm eden, doğaya zulm eden, ona zarar veren, zararla oluşturulan ve süslenerek önümüze konan bugüzel görüntüler bazen gerçekten içimi acıtıyor. Kendimce boykot edecem artık ne yapayım

cyborg
Ziyaretçi
cyborg

Hayvanları savunurken politik bir duruş sergilediğimi düşünmüyorum ben. Sonuçta devletleri ve toplumları ilgilendiren bir kavram politika. Sıradan vatandaşın yine sıradan vatandaşa ya da hayvana ya da çevreye yaptığı zarara tepki göstermek, hak aramak bu biraz. Ama kapitalizm konusunda, kapitalist bir ülkede ister istemez kapitalist oluyoruz, komunist bir devlette istersek de kapitalist olamayacağımız gibi. İşte bu düzende kapitalizmi eleştirmek bir politik duruş olabilir belki. Ve kapitalizmin destekçisi tek ülke İsrail değil. Artık nedeyse tüm dünyada “düzen” böyle işliyor… Bunu demek istemiştim. Sanırım sana karşı çıktığımı sandın. İşte böyle olunca da İsraillisi de Amerikalısı da Fransızı da para kazanmak için insanları, hayvanları, doğayı yok sayabiliyor. Bunu eleştirmek gerek. Sizler gibi duyarlı insan sayısı çok az. Ama onların ceplerini biraz daha doldurabilmek amacıyla yapacakları hırs o kadar fazla ki aslında oldukça büyük bir kitlesiniz onların gözünde. Bu yüzden diyorum hep, boykot ediyorsanız mutlaka onlara da söyleyin diye:) Ayrıca firmalar o kadar kolay yalan… Daha Fazla Oku »

Güzellik Gerçekleri
Ziyaretçi
Güzellik Gerçekleri

Bu çelişkiyi bende yaşıyorum ve buna tek çözüm buldum. Almamak. Düşünüyorum ihtiyacım var mı yok mu diye. Türk malı muadili varsa onu alıyorum.

cyborg
Ziyaretçi
cyborg

Kullandığımız ÇOĞU ürüne ihtiyacımız yok zaten:)

CeydaCebeci
Ziyaretçi
CeydaCebeci

Merhaba, blogunu keşfetmeden az önce The Body Shop’un başlattığı ürünlerin hayvanlar üzerinde test edilmemesi için imza kampanyasına internet üzerinden katıldım. Ve sonra bu yazını okuyunca ‘verin imzamı geri’ demek istiyorum onlara. Reklamcılık sektörünü az çok bilen bir grafik tasarımcı olarak hepsinin kandırmaca olduğunu bilmek ne acı. Bazen ben de bu tuzaklara düşmüyor değilim. Ama Allah bir akıl vermiş bir de ‘google’ araştırmak lazım değil mi :)

Bu arada ürünleri tanıtırken buram buram reklam kokmaması çok hoş teşekkürler :)

cyborg
Ziyaretçi
cyborg

The Body Shop Loreal tarafından alınmadan önce hakikaten çok güvenilir bir markaydı, hatta içerikleri bile daha doğaldı. Ama hayvan deneyleri konusunda bizi kandırdıkları da söylenemez. Kendileri Peta ve Leaping Bunny sertifikalarına sahip, bunlar önemli şeyler. Tüm güzel markaları adeta yutuveren Loreal ve türevlerine kızmalıyız asıl. Urban Decay gibi yine bu konuda duyarlı bir başka markayı da satın almayı başardılar. Siz de biliyorsunuz ki para olmadan bu markalar büyüyemeyecek. Kapitalizm işte. Her muhabbetin sonu da kapitalizme bağlanabiliyor çok rahat:)

%d bloggers like this: