sıvı mat ruj

Kuruduktan sonra matlaşan likit ruj trendi pek yeni sayılmaz, henüz herkesin sıkılıp atıvereceği kadar eski de değil. Kimi daha fazlasını istiyor, kimi artık bitsin istiyor. Modaya bakışımız da bu sanırım, güruh halinde bir şeyi çok sevmek ve son damlasına kadar sömürdükten sonra yine topluca ilgiyi kaybetmek. Bu sıvı-mat rujların piyasada kısa ömürlü olacağını tahmin ettiğim için kendimi frenlemeye çalışıyorum ama nafile, çok seviyorum.

Makyajla ilgilenmeye başladığımdan beri mat rujların bendeki yeri başkadır. Küçük dudaklarım için hep parlak şeyler önerdiler ama tavsiyelerini alıp başlarına çalabilirler. Salt renklerin dışında kişinin saç rengi, cilt tipi, kemik yapısı, giyimi, hatta ruh hali bile o “yakışma” illüzyonuna etki edecek şeyler, nasıl kural koyabilirsin ki? Bu yüzden ruj alırken birinci önceliğim yakışması değil, tatlı canımın ne istediği ve neyi beğendiği. Piyasadaki sözde mat rujları dahi parlak bulup peçeteyle fazlalığını alıyorum bazen, böyle masmat (doğru kelime bu mu?) oyuncaklar bulunca atlamam mı? Ha parlak rujlar ölebilir demem tabii, onları da seviyorum, sadece biraz ayrım yapıyorum ve bu çok doğal bir şey.





Likit-mat formüllerin ilk olarak Stila’nın Patina’sı ile ciddi anlamda ünlendiğini hatırlıyorum. Sonra 90’lar trendinin yavaş yavaş gelişini farkedip iddialı kahverengiler yaratan Lime Crime ve artık fenomen olmuş Kylie Jenner dudağı derken 5 yıl önce görsek babaanne işi olarak nitelendireceğimiz renkler artık marketlere yayılacak kadar geri döndü. Bu da burada küçük bir tarihçe olarak kalsın. Bense bu rujların matlığını çok sevmeme rağmen renkleri konusunda karmaşık hisler içindeyim. Nude konusunda çok zorluyum çünkü dudağımdan açık bir ton olursa kendimi ölü gibi hissederim, fazla koyu olursa nude olmaktan çıkar. Cilt tonum için tavsiye edilen renkler pembe ağırlıklı tonlar, mauve denilen soğuk kirli pembeler. İşte pek çılgın anarşist ruhumla yıkacağım bir başka kural daha. Hiç hazzetmediğim bir renk. Kozmetik olayında geldiğim son noktanın “asla yapmam” dediğim şeyleri yapmak olduğunu düşünürsek mauve nefretim hiç bitmeyecek gibi görünüyor. En azından bu konuda istikrarlıyım. Çareyi şeftali ya da kızıl tonlarının en nörtlerinde buldum. Kirli renkleri sevmediğimi sanmıştım, oysa türün en kötü örneklerini önümüze sunmaları dolayısıyla gelişen bir refleksti. Benim likit ruj maceram da burada başlıyor denebilir. Yılın rengi olarak önümüze sundukları ama bizim çoktan tükettiğimiz bir başka trend marsala ve bunun her türlü açık ya da koyu tonlarını hep albenili bulmuşumdur. Ama popüler olmadığı için piyasada yoktu ve bu tarz renklerin potansiyelinin farkında değildim.

Lime Crime

Siyah, kırmızı tonları ve bir takım başka iddalı renkler derken toplumda demode olarak kabul görmüş bu 90’lar renklerini tekrar havalı yapan markaların başını Lime Crime çekiyor. Özellikle greige olarak tanımladıkları gri-bej Cashmere ruju efsane oldu. Bana kalırsa en başarılı renkler bu markadan çıkıyor, çoğu marka da onu kopyalıyor. Şimdilerde dupe’u yapılan markadansa dupe yapan marka kategorisine düşmesi çok yazık. Mesela Riot, sonradan piyasada kopyaları çoğalsa da bence orjinal bir renk. Kirli kızıl, ya da kızıl kahve… Gel gör ki Lime Crime’ın sürekli çıkan skandallarla bir çuval inciri berbat etmesi gerçeği var. Kendileri indie dediğimiz bağımsız işletmelerin içinde en bilinenlerinden ve muhtemelen iş ahlakı en çok tartışılanlardan. Son skandalı ise websitelerinin hacklenip müşterilerin banka hesaplarından para çalınması oldu. Bizzat organize ettikleri bir şey değil ama sitenin güvenliğini boşladıkları söyleniyor. Dedikodulara ne kadar güven olur bilemem tabii. Desteklemek gibi olmasın diye bu rujlar için ayrı post yazmayacağım ama denediğim tüm sıvı rujların içinde favorim bu markadan, Riot. Sadece rengi değil, hemen kuruyan kremsi yapısı, opaklığı, kalıcılığı beni etkiledi açıkçası. Daha açık tondaki Bleached’in performansını vasat buldum fakat sıvı ruj aleminin çoğu açık renklerinde sıklıkla karşılaşılan bir sorun bu. Markanın vegan ve Leaping Bunny sertifikalı cruelty free olması dolayısıyla içim rahat bir şekilde alıp kullandım. Hata yaptılar ama herkesin önceliği farklı. Benimki de kozmetik için hayvanların sömürülmemesi. Kimsenin etik bir duruş beklemediği popüler markalar her saniye birilerini mağdur ettiği gibi hayvanlara da zulmediyor. Arkasında yasalar olan tüketicilerin aksine hayvanları savunacak herhangi bir merci yok. Maddi zarara uğrayan insanların sosyal medyadada başlattığı boykot kampanyasına destek yağarken bizim hayvan sömürüsüne tepki göstermemiz özgürlüklere saygı duymamakla yaftalanıyor. Para dışında hiçbir şeye kıymet vermeyişimiz çok yazık. Sonuç olarak, daha etik iş yapan markalarda benzerlerini bulana kadarLime Crime’dan alışveriş yapmaya devam edeceğim.

Jeffree Star

Lime Crime’ın ardı ardına patlayan skandallarından yararlanıp piyasaya çıkmış, birazcık daha ucuz ama miktarı 2 katı, benzer iddialı göz alıcı renk skalasını tutturmayı başarmış ve formülü için iyi şeyler duyduğum Jeffree Star‘a şans verdim. Soğuk nude Celebrity Skin’in performansı standart ama o kırmızı Redrum, kremsi yapısı, örtücülüğü, kalıcılığı ile gönlümü çaldı. Rengi öyle neon ki dikkat çekmesini bir kusur olarak göreceğim galiba. Aslında Redrum’ın değil de kirli kızıl Riot’ın favori statüsüne erişmesinin tek sebebi bu, rengi. Oysa Jeffree Star daha iyi. Ayrıntılı yazısı ve fotoğrafları için şuraya gönderelim sizi.

The Balm

The Balm Meet Matte Hughes serisi favorilerim arasında. Özellikle doğal tonlarını seviyorum. Şimdiki markalar hep mauve ve kahve ağırlıklıyken Meet Matte Hughes serisi daha berrak ve 90’ları dayatmayan tonlara sahip. Özellikle Commited rengi, sonunda bulduğum için mutluluklardan mutluluğa koştuğum o ideal doğal ton. Kalıcılıkları ve yapısı klasik likit ruj mantığı. Türkiye’de kolayca ulaşılabileceğimiz en iyi cruelty free likit mat ruj kanımca. Hem de şu anki döviz kurunu göz önüne alırsak yurtdışından getirteceğimiz herhangi bir ruja göre çok daha hesaplı. Ayrıntılı yazısı ve fotoğrafları şurada.

Lonely Planet

Lonely Planet, instagramda karşılaştığım bir Etsy satıcısı, daha küçük çaplı, bağımsız bir marka. Rujları klasik mat-sıvılardan daha farklı; kalıcılığı daha az ama çok çok daha konforlu – dudakları birbirine yapıştırma, kurutma problemleri yok. Renk skalasını da beğeniyorum, kullanılabilir ama sıkıcı olmayan renkler yapıyorlar. Debbie, anlaşılan obsesifçe aldığım o kızıl-kahve tonlarından, günlük kullanıma uygun özel renklerden. Maalesef artık Türkiye’ye gönderim yapmadığı için kendisiyle olan maceramız devam etmeyecek.

LA Splash

En sevmediğimi en sona bıraktım, teşekkürler hala okumaya devam eden tatlı insanlar, eğer varsanız . Lime Crime kopyalama furyası nüksettiğinde LA Splash bu lip-couture’lardan çok ekmek yedi. YİNE doğal kızıl tonlarında Latte Confession rengini tercih ettim. Bu sefer biraz daha pembeye dönük, doğal(ımsı) bir ton. Rengi fena değil ve herkesin dediği gibi çok kalıcı bir formülü var. Gel gör ki fena kurutuyor, dudaktan kaybolurken yamalı bir görüntü ortaya çıkarıyor. Adeta uhu gibi yapış yapış. Bir yandan cruelty free ve vegan olduklarını iddia edip diğer yandan müşteri maillerine çelişkili cevaplar verdiklerini gördüm. Şu an kendilerini sadece animal friendly / hayvan dostu olarak sunuyorlar ve bunun ne kadar kaçamak ve belirsiz bir tanım olduğunu biliyoruz. Yine küçük bir marka oldukları için hayvan testlerine bütçe ayırabildiklerini sanmıyorum ama çok daha iyileri varken bir daha alacağımı sanmıyorum, postunu da yazmayacağım.

 

The Balm hariç hepsinin 100 metre ötedeki markette satılan cinsten olmadığının farkındayım. Bağımsız kozmetik markalarını sevdiğim ve ilgilendiğim için yurtdışı siparişinin risk ve dezavantajlarını da göze alıyorum. Likit mat rujlar artık herkes için kolaylıkla ulaşılabilecek ürünler haline gelse de ben ince eleyip sık dokuyorum. Seçicilikten değil, olması gerekeni yapıyorum sadece. Hayvanlar üzerinde test etmeyen 3-5 marka halihazırda likit ruj çıkarmış olsa da içinde hayvansal madde bulunabiliyor (evet sana diyorum Pastel). Yok yok, ben elimdekilerden pek memnunum ve devamının da geleceğini tahmin ediyorum. Gelmesin. Gelsin gelsin.

11
Yorum Bırakın

Yorum Bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Sibel.
Ziyaretçi
Sibel.

Haaah Pastel! Bir de kalkıp içeriklerin ustune barkod yapistiriyorlar, iki saat raflara saklanip gizli gizli içerik okumaya çalışıyorum hırsız gibi. Pastel’i eledim. Dediğin markalarin cogundan bihaberim ne yazik ki. Ben de bu aralar sicaklarinda etkisiyle Gosh’i birakip Essence’e geçtim, carmine sıkıntısı olmadikca bence kalıteliler. Gosh hep eriyip parcalandi. Detayli incelemelerini bekliyorum. <3 Lime Crime ruj almak hayalim oldu resmen.

Alakasız yorumum bu kadar.

archild
Ziyaretçi
archild

Cecile’in long kisses rujlarinin icerigiyle ilgili bir fotograf bulabildim sonunda:

ilknurundunyasi.com/2012/04/cecile-dunyasna-ilk-adm

Bana vegan gorundu canım bir de sen bak istersen.

.
Ziyaretçi
.

the balm’ın meet matte hughes serisi vegan mı? ya da hangileri vegan bilginiz var mı?

Sena
Ziyaretçi
Sena

Linkte verdigin sayfaya bende girdim ama ne yazikki ulkelerde turkiyeyi goremedim sen nasil siparis verebildin