Yemek


Vegan Dükkan Alışverişi

ecolife cihangir vegan dükkan alışverişi

İstanbul’da alışveriş yapmayı en sevdiğim yerlerden biri hiç şüphesiz Vegan Dükkan. Blogda da sık sık bahsettiğimi takip edenler bilir. İlgini çeken bir şeyin içerik listesini uzun uzadıya okumak zorunda kalmamak büyük rahatlık, tabii alışkanlıktan doğan refleksi saymazsak. Hemen ihtiyaçlarını alıp çıkabiliyorsun. Şaka şaka, ufacık dükkana sığdırılmış envai çeşit ıvır zıvır sayesinde etrafa bakınma arzusu hiç tükenmiyor. Birkaç dakikada işini bitirip çıkabilmek için demir gibi irade gerekir.

Uzun zamandır Beyoğlu’nu adeta terk ettiğim için Dükkan’a uğrama fırsatı bulamamıştım. Geceleri gizli gizli websitede dolanıp neler varmış diye kolaçan ettiğim vakitlerden hiç bahsetmeyelim bence. Erteleye erteleye yıllar geçti ve yakın zamanda bana Beyoğlu yolları görünmediğini üzülerek fark ettim. Burada online alışveriş devreye giriyor. DEVAMINI OKUYUN>>


İstanbul’un Veganlara Uygun En İyi Mekanları

istanbul-vegan-vejetaryen-etsiz-yemek-restoran-mekanMutfak kültüründe bol et bulunan ülkelerden birinde nasıl vegan beslenildiği çok kişi için bir merak konusu. Aslına bakarsanız, o kadar da zor değil. Evde yemek yapmayı sevenler kendilerine istediği gibi vegan ziyafetler çekebilir. Konu dışarıda yemeye gelince iş değişiyor ama sanılandan çok daha fazla seçenek var. Vegan-vejetaryen olup olmanız farketmez, çok hoşunuza gidecek mekanlar bulacağınıza emin olabilirsiniz.

Şu sıralar boş zaman yaratamadığım için eskisi kadar üstüne düşemesem de farklı mekanlar keşfetmeyi seviyorum, yemek blogumda ya da sosyal medyada elimden geldiğince yer vermeye çalışıyorum. Ancak bazı yerler var ki tekrar tekrar gidiyorum, sevdiklerimi götürüyorum, gözüm kapalı öneriyorum.

Vejetaryenlere uygun onlarca mekan olduğunun farkındayım fakat daha subjektif davranıp kendi “en”lerimden bahsettim. Keşfedilmeyi bekleyen yerler var, onlarla da iyi anlaşırsak sonradan eklenecekler. Bazıları başka listelere konulacak, mesela veganlara uygun cafeler postuna. Böyle 10 tane daha liste yapabilirim. Abartmayalım canım, en fazla 3 tane. DEVAMINI OKUYUN>>


Ne Yedik Ne İçtik #3: Yaz Smoothiesi

Beton ve asfalt bolluğu sağolsun sıcağın nefes alınmaz hale getirdiği şu günlerde birazcık olsun serinleyebilmek için en kolay hazırlayabileceğim şey bir smoothie, meyve suyu, artık adını ne koyarsak koyalım.

İnternette dolaşan bir sürü smoothie tarifi var. Ben kendime en kolay gelen malzemelerle yapıyorum, tabii bir de evde ne varsa. Bu pembeli kırmızılı içeceği badem sütü, çilek, frambuaz, böğürtlen, muz ve biraz da agave şurubunu blenderdan geçirerek hazırladım. Reklam ağzıyla söylemek gerekirse, mutfakta en iyi dostum blender (ve doğru düzgün bir robot kısmetse).


Ne Yedik Ne İçtik #2: Enginar

IMG_3499-2Yemek tarifi konseptini pazar günüyle nedense çok uyumlu buluyorum. Hazır çok sevdiğim, ayılıp bayıldığım enginar mevsimi iken tarif de vereyim istedim. Beni tanıyanlar tarif verecek son kişi olduğumu bilirler, bu konuda çok amatörüm (mütevazilik değil, hayır). Amacımın vegan yemek alternatifleri paylaşmak, veganların da uzaylı gibi değil, gayet herkesin bildiği ve sevdiği şeylerle beslendiğini göstermek olduğunu yumurtasız omlet postunda da söylemiştim. Tarif verme kısmı biraz da formalite.

Bu makarnanın orjinal, uçarlı kaçarlı pek bir şeyi yok aslında. Sadece enginarı çok sevdiğim için yine çok sevdiğim makarnanın içine katarak yemeyi tercih ettim. Makarnayı hepimizin bildiği yöntemle pişirdim. Enginarları küp küp doğrayıp birkaç dakika sıvı yağda kavurduktan sonra üzerine su ve tuz ekleyerek haşladım. Bu sırada sosu hazırladım (ki onun tarifini sonra vereceğim). Her şey hazır olunca birbirlerine karıştırıp servis ettim. DEVAMINI OKUYUN>>


Ne Yedik Ne İçtik #1: Vegan Omlet

IMG_2845-2Geçenlerde küçük çaplı bir kamuoyu yoklaması yapıp blogda vegan yemekler paylaşmamı kimlerin isteyeceğini sormuştum. Çok güzel tepkiler geldi, tekrar teşekkür ediyorum herkese. Tabii sadece anketi daha demokratikleştirmek adına koyduğum “paylaşma!” şıkkını tercih eden arkadaşlar için yapabileceğim bir şey yok, vegan yemekler paylaşılmayan başka blog araştırmalarını tavsiye etmek dışında. Bir de hamurişi – tatlı paylaşmamı çok az kişinin istemiş olması biraz hayal kırıklığına uğratmadı değil. Meğer herkesin en büyük problemi olan un, şekeri vs hayatımızdan çıkarma meselesini çoktan çözmüşsünüz bakıyorum? Sizler adına çok sevindim tabii. O yüzden ilk post benim denemeyi pek sevdiğim ve vegan versiyonlarını bulmakta daha çok zorlandığım kekler, kurabiyeler falan değil de, böyle atıştırmalık bir şey oldu. Omlet de pazar kahvaltılarına pek uyuyor hani. Tek farkı, omletin yumurtayla değil patatesle yapılması. İçinizde bazılarının etsiz yemekler konusunda sıkıntı çektiğini ya da klasik ‘pilav üstü kuru’ veganlığı dışında değişik bir şeyler denemek istediğinin farkındayım. İleride yavaş yavaş bunlara da yer vermeyi düşünüyorum. Ben de yemek konusunda pek uzman olmadığım için çoğunlukla bloglardan vs yardım alıyorum. Güzel kaynaklar da paylaşacağım bakalım, daha büyük faydası olacaktır. Ama bu sefer Macro Center kataloğunda öylesine gezinirken denk geldiğim bir tariften bahsedeceğim. İçindeki peyniri falan çıkardım tabii. Bir de onlar daha afilli yabancı bir isim koymuşlar tarife. Bana göre yalancı omlet ama siz isterseniz rösti diyebilirsiniz. DEVAMINI OKUYUN>>