iyi-blog-yazmaya-nasil-baslanirDaha önce bloggerlık müessesesine yönelik hoşuma giden ve gitmeyen şeyleri yazmıştım. Ama tamamen okuyucu gözüyle bakıyordum o zamanlar. Beraber iyi kötü 4 yıl geçirdik ve ara verdiğim şu birkaç aylık süre içinde zamanında gözardı ettiğim, hatta eleştirdiğim bazı noktalara daha farklı açılardan bakmaya başladım.
Blog yazma motivasyonum hobi ve paylaşım oldu hep. Ünlü olmak, para kazanmak gibi hırslarım bulunmadığı için ticari kaygılarla yazanlara karşı hep mesafeli durdum. Fakat iş biz okuyucuların gördüğü gibi değil. Blog yazmak -hele eli yüzü düzgün bir şey ortaya çıksın istiyorsanız- çok büyük zaman ve emek harcatan bir şey. Sadece emekle de kalmıyor, maddi açıdan çıkardığı zorluk da yadsınamaz sanıyorum. Sadece kozmetik konseptini bırakın, moda, yemek, fotoğraf, teknoloji, popüler kültür, sanat vs blogları için de geçerli (belki felsefe ve politika yazanlar ya da bloglarını günlük niyetine kullananlar açısından çok maliyetli olmuyordur). Sonuçta twitter ve facebook gibi sosyal ağlar varken 2015 yılında kendi halinde amatör bloglara pek yer kalmıyor haliyle. Üstelik kimse okumazsa okumasın diye kestirip de atamazsınız, sosyal medya ile paylaşımlar bu kadar hızlanmış ve basitleşmişken daha fazla emek gerektiren blog zaman kaybından başka bir işe yaramayacaktır. Belirli standartları yakalayamaz, diğer bloglarla rekabet halinde olmaz, okuyucu çekecek klişeleri kullanmazsanız çabalarınızın bir anlamı olmayacak.

Ben kendi hayatımda bile hırslı, rekabetçi, başarı için herşeyi göze alabilecek karakterde biri değilim. Bunların eksikliği günümüzde bir zayıflık olarak da görülüyor, sonuçlarına da her gün katlanıyorum zaten. Şu anki sistem, içinde yer edinebilmek için kendini pazarlama yeteneğini ve ağzı laf yapan biri olmayı gerekli kılıyor. Bu blogda 4 yıl kendi halimde yazdım, pazarlama işini çok da beceremedim sanırım. Bunu samimi ve güvenilir bulduğu için sevenler de oldu, devam etmemin sebebi de onlardı. Eh, bırakmayı hâlâ düşünmüyorum ama artık bir adım öteye geçip daha profesyonel bir şey ortaya koymayı planlıyorum. Ne yazık ki yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı hızım devamlı kesiliyor.
Okuyucular için önemsiz görünen bazı ayrıntılar var: blog adresi, arayüzü, tasarımı, fotoğrafları, içerik araştırması ve sosyal medya kullanımı gibi… Bunların hiçbiri şıp diye olmuyor. Emek ve zaman dışında, evet, para da harcatan şeyler. Blog okuyan ve yazan kitle şehirlerde yaşıyor, boş zamanı az, çoğunlukla yoğun çalışıyor. Haliyle bütün bu çabaların karşılığının da tatmin edici olması lazım ki belli bir noktadan sonra omuzlarda bir yük gibi hissettirmesin. Şimdi şurayı açıklığa kavuşturalım, takipçiler biliyor, amacım blog üzerinden kendimi tatmin etmek ya da hayatıma anlam kazandırmak değil. Fakat benim de yapacabileceklerim sınırlı, maddi açıdan bağımsız değilim, kusursuz değilim, yoruluyorum, ve hayatımda şartların değiştiği de olabiliyor haliyle, robot değilim. Bu yüzden hazırlayacağım yeni blogu önce yılbaşına, sonra doğumgünüme ertelerken haftalar geçti bile.
Özetle nerelerdeyim? Maddi ve manevi açıdan bazı unsurların benim için kolaylaşacağı, blog ile ilgili her şeyin içime sindiği güne kadar buraya yazmayacağım. Aklımda yeni bir arayüz, yeni bir web adresi ve 2015’e uyum sağlayacak bir içerik var, tabii bu blogun devamı olarak. Blogu taşırken evi de taşıyacağım (bir aksilik olmazsa -ve benim hayatımda çok fazla aksilik oluyor) fakat böylece kafamdaki projelere iyi yoğunlaşmış olacağım ve aceleye getirme baskısıyla içime sinmeyen şeyler yapmayacağım. Yaz mevsiminde zaten blog okunma oranı düşer. Hayırlısıyla (bu kelimeyi kullanmayı çok seviyorum) sonbaharda, belki de blogun 5. doğumgününde dönerim. Belki de kafama eser, uyumam, yemem içmem, haftaya halletmiş olurum. Kim bilir? Ben bilmem. İsteyenler aktif olduğum diğer hesaplara bakabilir: vegan yemekler paylaştığım tumblr blogum (istvegan.wordpress.com) ya da instagram hesabını (instagram.com/istveganeats) ilgilenenler için buraya koyayım.

Blog yazmayı sevenler için kendi tecrübelerimden yola çıkarak öğrendiklerimden bahsedeyim.

1. Blog adresi/ ismi: En kritik detaylardan biri olsa da çoğu kişi, ben de dahil, pek önemsemeden alıyor bu adresleri. Eh spontane alınan bu milyonlarca web adresini çoğu kişi gerçekten kullanmadığı için birşey değişmiyor. Ama öylesine açılmış bir blogu ileride ciddiye alarak devam ettirenler de çok. Bu yüzden isim seçerken çok dikkatli düşünmek gerekiyor yoksa ufak bir değişiklik bile bir sürü teknik detay gerektiren uğraştırıcı şeyler, ayrıca takipçi kayıpları yaşanabiliyor. Mümkün olduğunca kısa (mesela bana yaka silktiren konu), içerik hakkında ipucu verecek, akılda kalıcı ve basit tamlamalar en idealidir.
2. Sosyal medya: Yine benim pek beceremediğim kritik unsurlardan biri. Bunu görev gibi görünce biraz zorlama olabiliyor, pek verim alınamıyor (mesela bende öyle oldu). Belki de daha aşina olunan platformlara ağırlık verip buralarda daha aktif olmak yeterli olabilir. Fakat işin içine kendi hayatınızdan detaylar katmak hiç beklenmedik derecede ilgi görüyor. Bu kısmı beni biraz da işkillendiriyor aynı zamanda. Tanımadığınız kişilerle özel hayatınızı paylaşıyorsunuz sonuçta, harika insanlarla karşılaşabileceğiniz gibi devamlı açığınızı arayan ve zaaflarınızı kullanmak isteyen, kendi hayatlarından memnun olmadığı için başkasınınkini de mutsuz etmekten hiç utanmayan tiplerle dolu ortalık. Dikkatli davranmak en güzeli.
3. Youtube/ vlogging: Günümüzde sosyal ağların ne yönde geliştiğini pek güzel analiz edebilecek uzmanlar varken benim yaptığım sadece gözlemlerimi aktarmak tabii. Fotobloglar ve dergi bloglar kişisel blogların önünü kapattığı gibi toplum youtube ve video bloglara daha çok yöneliyor. Medeni cesarete sahip olanlar için video gibi dinamik içeriğe ağırlık vermek mantıklı bir seçimmiş gibi görünüyor.
4. Yorumlar/ siber zorbalık: Bir okuyucu olarak yorumlara, sorulara cevap veren blog ya da internet hesabı gözümde 1-0 öndedir, çoğu kişi için de böyle. Ama bu sefer okuyucu gözüyle bakmayacağımı söylemiştim. Bir takım insanlar anonimlik maskesinin getirdiği güvenle kaba yorumlar bırakmayı ve pek de eleştiri sayılamayacak hakaretler yağdırmayı çok seviyorlar. Durup dururken saldırmayı görev edinmiş bu insanların psikolojik rahatsızlıkları olduğu aşikar fakat hepimizin kendince sorunları varken bu tarz davranışları seçmiyoruz. Sorun sizde değil, sorun onlarda olduğu için olumsuz yorumlara karşı verilecek en mantıklı tepki görmezden gelmek, doğrudur. Ha, bence yaptıklarının yanına kalması büyük haksızlık, ifade özgürlüğünden söz ediyorsak benim de tepki verme özgürlüğüm var diye kimi zaman cevap veriyorum ama çok fazla negativite ile karşılaştığımı söyleyemem zaten. İnternet ünlülerine Allah sabır versin kardeşim.
5. Özgünlük: Global çağda yaşıyoruz artık, trendlere uyum sağlamak kadar doğal bir şey yok. Fakat bunun kendi karakterimizin önüne geçmesinin uzun ömürlü getirisi yok. Bakış açısı ve yorumlama tarzı bizi özgün kılıyor çoğu zaman. Kendimizi belirli kalıpların içine sokmaya çalışmak potansiyelimizi göstermeyi engeller. Ayrıca kaynak göstermek, X’ten gördüm/aldım/kopyaladım demek vs sizi küçültmez, tam tersi benzer ilgi alanlarına sahip insanlarla daha aktif bir ilişki kurmaya yardımcı oluyor.
6. Çevre: Bu kendi hayatımızda olduğu kadar siber hayatımızda da önemli. Yalnız çıkarlar doğrultusunda sahte ilişkiler kurmak insanı ancak bir yere kadar getirebilir. Bunun yerine normalde tanışamayacağınız ama etkileşime girmekten keyif alacağınız, ortak noktalarınızın olduğu kişilerle arkadaşlıklar kurmak internetin bir başka avantajı. Kendimden örnek verirsem, çok sevdiğim bloggerlar olduğu gibi yorumlaşmaktan ve mailleşmekten keyif aldığım bir sürü okuyucu da oldu şimdiye kadar.
7. Güvenilirlik/ açık sözlülük: Özellikle dergi blog konseptine yaklaşanlar için en önemli şey bu sanırım. Tamamen ticari amaçlı kurulmuş bloglar için diyecek bir şeyim yok ama emek verip karşılığını görmek isteyen kişisel bloglar-sosyal hesaplar ince bir çizgide duruyor. Kendiniz ve hayatınızla ilgili dürüst davranmak zorunda değilsiniz ama okuyuculara yönelik içeriğinizde yanlış ya da eksik bilgi bulundurmak, görüşlerinizi paranın ya da çıkarın kaynağına göre yönlendirmek (ki bunu bilinçli yapmıyor da olabilirsiniz) eninde sonunda elinizde patlayacaktır. Mıçmıç yapışkan bir üsluptan ziyade karşınızdakini aptal yerine koymayıp yanıltmamak, fikirlerinizde dürüst davranmak, onları açıkça ifade etmek samimiyeti daha iyi tanımlar.
8. Altyapı: Yazdığınız konuları hafife almayıp bol bol araştırma yapmak blogun kalitesini mutlaka arttıracak. Konu hakkında birikimli ve donanımlı olmak hep işe yarar. Okuyucuları yanıltmak -ister kasıtlı ister değil- zaten hiç etik değil. Fakat wikipedia’dan kopyala yapıştır yapmak, ya da bir konuyla “ilgilenmek” sizi profesyonel yapmaz. Fikir otoritesi tavırları, hele altyapı yoksa iticidir, cahil diye küçümsediğiniz kişiler bile farkına varacaktır.
Benim tecrübelerim bunlar. Çoğu blogger arkadaşın da benzer şeyler dile getirdiğini duyuyorum. Başka türlüsünü yaşamış ya da işin içinde benden daha çok bulunmuş tecrübeli arkadaşlar da vardır eminim, onlar da yorumlara buyursun efem.

10 thoughts on “Blog Yazma Hakkında Öğrendiklerim (ve Nerelerdeyim Postu)”

  1. merhaba;
    daha iki gün önce benzer bir serzenişte bulundum kendimce blogumda. seninki kadar uzun değildi yazım ve açık açık da yazmamıştım. benim gibi düşünenler olduğunu görünce bir tek ben değilmişim diye sevindim.seni instagramda takip ediyor olacağım, sevgiler

  2. Neyyyyy sonbahara kadar yokmusun?????? Nasıl olmazsın :((( Sen benim yazılarına en önem verdiklerimdensin… Biliyorum bir içerik oluşturmak yazmak çok zor ama o süre zarfında hiç yazmamak ???? :(((
    Bence sayfan gayet güzel.. Ben basit göz yormayan istenilene kolay ulaşılabilen sayfaları okumaktan hoşlanıyorum.. Seninki bu haliyle tam da böyle bence.. instagram pek kullanan birisi degilim buna ragmen takip etmeye basladım ancak vegan degilim ben burdaki içerigi seviyorum sanırım… Epeydir nerelerde diye düşünürken böyle bir yazı okumak cidden üzdü beni.. :(

    1. Hahaha teşekkür ederim yorum için:) Ben de sitenin bu halini seviyorum, içerik bakımından şimdilik sıkıntı çekmiyorum ama yük haline dönüşmemesi için daha profesyonel birşeyler ortaya çıksın istiyorum. 3-4 ay nedir ki canım? Belki de daha kısa sürer kim bilir. Ayrıca instagramda genelde yemek paylaşıyorum, konsepti bu blogdan tamamen farklı, ben uyarımı yapayım da:)

  3. Ne zaman bir ürünü merak edip yorum aratsam yolum bi şekilde buraya düşüyor illa ki :) demek ki içerik zengin ;) hoş sen ne yazarsan yaz, ben okurum sıkıntı yok.

    1. Yok yok içerik biraz aksadı ister istemez ama kotaracağım umarım, aklımda var birşeyler.
      Ya çok teşekkür ederim duygulandım^^

  4. Ne güzel yine senden uzun bir yazı diyip sevinmiştim ki ara vereceğine üzüldüm. Blog ve sosyal medya konusunda yaptığın analizler çok doğru. Rekabet ve hırsı gerçek hayatta da sevmeyen biriyim ben de. O yüzden blogumu ileriye taşımam için yapmam gereken / beklenilen şeyler düşündürüyor bazen. Ben de -yine- senin gibi blogum için yenilikler istiyorum. Bir süre yazamayacağına üzülsem de geri döndüğünde içine sinen her şeyi yaşamış, gerçekleştirmiş olursun umarım, hayırlısıyla. :) Yazıların ve paylaşımlarını gerçekten çok beğeniyorum. Takipteyim. Kendine iyi bak.

    1. Ara vermek sayılmaz, yenileme ve tadilat diyelim. Desteğin için çok teşekkürler:) Hobi olarak yazdığımız blogların bile adeta iş ortamı rekabeti ve hırsına yenik düşmesi çok üzücü gerçekten. Okuyucuların olarak senin de aklındaki yenilikleri ve planlarını bir an önce gerçekleştirmeni bekliyoruz öyleyse *hayırlısıyla*. Ama bu haliyle de çok seviyoruz tabii^^

  5. Toplam 3 blog takip ediyorum türkçe olarak. Biri sadelik ve sükunet için az yazacağım dedi, diğeri buarada yazdığın gibi endişelerini dile getirerek kapatabilir diyor , sen de aynı çekince lerini dile getirmissin. Ne yapayım ben nerelere gideyim :)
    Ole olduğum yerde durup tekrar yazmanızi bekliyim bari. Neyleyim

    1. Takip ettiğin 3 Türkçe blogdan biri olmaktan gurur duydum doğrusu^^ Dediğim gibi çok emek, zaman ve para harcatan bir şey olduğu için hobi olarak ya da ne bileyim karşılık beklemeden ancak bir yere kadar düzenli yazabiliyorsun. O bloglar kendilerince haklıdır, burasının da kaderi öyle gözüküyordu ama yazmayı bırakmamak için bir takım yenilikler yapacağım, elimden geldiğince hızlı bir şekilde. İyi ki ara vermiş diyeceksin:)

Yorum Bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.